| ASİTANE'DEN
BÜYÜKŞEHİR'E
Tarih boyunca hiç bir şehir, İstanbul kadar her alanda
ve her anlamda sürekli bir değişimi, hızlı bir dönüşümü
yaşayamaz ve İstanbul gibi Büyükşehir- Asitane olamaz.
Daha açık bir deyişle; Büyükşehir olmak, sürekli değişim
ve dönüşüm İstanbul'un kaderidir. Eski dünya kıtaları
ile en eski kültür ve uygarlıkların kavşak noktasında
başkent olarak kurulan bu şehir, başkentlik kariyerini
dün olduğu gibi bugün de koruyup sürdürmeye mecburdur.
Bu konumu İstanbul'u, Megaralı muhacirlerin İ.Ö. 658'de
Sarayburnu'nu mesken tutmalarıyla başlayan 2 bin 700 yıllık
tarihsel serüveninin her anında aktif ve her alanda belirleyici
yapar. Gecenin zifiri karanlığı, gündüzün parlak aydınlığı
gibidir İstanbul; parçası olduğu kültür, uygarlık ve siyasal
yapının rengini almaz, bütüne kendi rengini verir; en
zor günlerinde bile temsil ettiği
kültürün, uygarlığın ve siyasal iradenin bir adım önünde
yer alır.
Gerçekte, İstanbul'u İstanbul yapan ve diğer şehirlerden
farkı kılan bu olgu, merkezi ve yerel yöneticilerin değişim
ve dönüşüm sürecine uyumlarına paralel olarak olumlu atılımlarla
birlikte büyük sorunları da beraberinde getirir.
Costantinopolis'in 29 Mayıs 1453 Salı sabahı Türklere
kucak açması; Fatih'in Fetih irade ve kararlılığı kadar
Bizans'ın köhnemiş yönetim anlayışının sonucu değil midir?
İstanbul'un asırlarca saadet kapısı olarak anılması; "Ayasofya'da
kardinal küllahı görmeyi" içine sindiremeyen Ortodokslara,
"inandığınız gibi yaşamakta hürsünüz" diyen
Fatih'in çağlar üstü özgürlük, laiklik ve yönetim anlayışının
eseri olduğunu yadsıyabilir miyiz?
Asırlar önce düzenlenen vakıf senetlerine göçmen kuşların
barınak, beslenme ve sağlık sorunlarının çözümü için hüküm
yazdırıp ödenek ayıran bir büyük geçmişin mirasçıları
olarak, her gün bir yenisine tanık olduğumuz başıboş hayvan
itlaflarını ne ile ve nasıl açıklayabiliriz?
Yedi yıl öncesine tadar yaşanan büyük sıkıntılar; bir
gecede kurulan mahalleler, akmayan sular, toplanmayan
çöpler, kilitlenen trafik, kirlenen hava, çöplüğü dönen
Haliç ve Boğaz, yeşile hasret caddeler, sokaklar ve daha
nice olumsuzluklar... Yıllarca bu abide şehri yönetenlerin
değişimin gerisinde kalışlarının ve dönüşüme ayak uyduramayışlarının
eseri değilse, nedir?
İSTANBUL'UN ÖNCESİ VE SONRASI
Şehir hayatını birlikte paylaştığımız her insan gibi
siz de takdir edersiniz ki İstanbul, son yıllarda her
alanda ve her anlamda büyük bir değişim ve dönüşüm yaşıyor.
İstanbul, eski İstanbul değil artık.
Şehrimizin ve hemşerililerimizin bugünlerini dünden,
yarınlarını bugünden planlayan Büyükşehir Belediyesi,
İstanbul'u; karşılaşılan bütün engel ve olumsuzluklara
rağmen; yaşanabilir bir çevre yapmak için her gün yeni
bir proje üretip, yeni bir yatırımın temellerini atıyor.
Hemen her gün yeni bir tesisi hizmete sokarak, İstanbulluların
hayatını kolaylaştırıp güzelleştiriyor.
İstanbul, eski İstanbul değil artık.
Bir dönem İstanbulluları tatil beldelerine göçe zorlayan
çöp dağları yükselmiyor köşe başlarında; çöp bidonları
hastalık ve mikrop saçmıyor çevreye. İnşaat molozları
rastgele dökülmüyor su havzalarına; çöp kamyonları katı
atıkları gelişigüzel yeşil alanlara boşaltmıyor. Artık
çöp depolama alanları yerleşim birimleriyle iç içe değil;
çevre sakinlerinin uykularını kaçıran ve onlarca cana
mal olan çöplük patlamaları yaşanmıyor İstanbul'da.
İstanbul, eski İstanbul değil artık.
İstanbul'u İstanbul yapan, İstanbul'a rengini veren ağaçlar,
çiçekler ve çimler de sahipsizlikten kurtuldu son sekiz
yılda. Her ne sebepten olursa olsun sökülen ağaçların,
betonlaşan koruların yeri boş kalmıyor. Toprak yeşile,
yeşil toprağa hasret bırakılmıyor. Her yıl binler, onbinler
değil yüzbinlerce yetişkin ağaç dikiliyor İstanbul'un
dört bir yanına. Ağaçların gölgesinde çiçekler, çiçeklerin
çevresine çimler yeşeriyor.
İstanbul, sekiz yıl öncesinin İstanbul'u değil artık.
Bugünü dününden farklı ve güzel olduğu gibi, yarını da
bugünden daha farklı ve daha güzel olacak. Çünkü: dillerden
düşmeyen deyimle söylersek, Büyükşehir çalışıyor.
Büyükşehir çalışıyor ve İstanbul her gün biraz daha değişiyor.
ARTIK İSTAÇ VAR...
27 Mart 1994'de İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne
oylarınızla seçilen yeni yönetim; her alanda olduğu gibi,
Çevre Koruma, Temizlik ve Katı Atık Maddelerini Değerlendirme
konusunda da dev bir projeyi uygulamaya koyar.
O tarihe kadar belediye teşkilatı içinde değişik adlarla
yer alan bir müdürlük tarafından gelişi güzel yürütülen
katı atıkların toplanıp uygun alanlarda biriktirilmesi
işi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi "Katı Atık Projesi"
adı altında ele alınır. Projeyi başlatmak ve hayata geçirmek
üzere yeni bir hukuki yapılanmaya gidilir.
03.08.1987'de 1.000.000.000 TL sermaye ile İstanbul Büyükşehir
Belediyesi iştiraki olarak, elektrik satın almak, dağıtımını
sağlamak, satmak ve işletmek üzere ELDAŞ adıyla kurulmuş
olan ve 12.07.1994'te yapılan bir değişiklikle İGSUDAŞ
adını alan İstanbul'un Gaz, Su ve Katı Yakıt Dağıtımı
Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin adı ve faaliyet konusu
28.12.1994'de yeniden düzenlenir.
Büyükşehir Belediyesi'nin Katı Atık Projesi kapsamında:
* Çöp genel adı altında tanımlanan ve toplanan katı atık
maddelerin çevre ve insan sağlığı açısından arzettiği
tehlikeye göre;
* Evsel Atık,
* Tıbbi Atık,
* Tehlikeli Atık ve
* İnşaat artığı ve moloz adı altında gruplanarak üretim
noktalarında biriktirilmesi; toplama, taşıma, ambalaj
ve bertaraf etme standartlarının oluşturulması;
* Evsel atıkların toplayıp taşıması,
* Atıklardan kompost gübre üretilmesi, geri kazanılması,
* Düzenli depolama yoluyla çevreye zarar verilmeden bertaraf
edilmesi;
* Depolama alanlarda biriken katı atıklardan elektrik
enerjisi üretilmesi,
* Tıbbi atıkların taşınması ve yakılma yoluyla bertaraf
edilmesi;
* Ağaç, fide ve çiçek temini ile bunların dikim ve bakımı
* Faaliyet konusu ile ilgili tesisleri kurup işletmek
üzere;
İSTAÇ A.Ş. adını alan şirket kısa sürede örgütlenerek
yatırım ve hizmet çalışmalarına başlar.
VAHŞİ DÖKÜM'DEN DÜZENLİ DEPOLAMAYA
İSTAÇ A.Ş. faaliyete geçtiği 28.12.1994'ten bu yana geçen
zaman zarfında, "Cevre Koruma" başlığı altında
toplanabilecek bir çok projeyi birer birer hayata geçirir.
Bir kısmının yapımı devam eden onlarca yatırım kısa sürede
tamamlanarak devreye sokulur.
Bu bağlamda:
* Eylül 1995'te "Tıbbi Atık Projesi"ni uygulamaya
koyar. Proje çerçevesinde; o güne kadar diğer atıklarla
birlikte toplanarak bertaraf edilen tıbbi atıklar, diğer
atıklardan ayrı bir işleme tabi tutulur ve özel bir şekilde
toplanır.
* 1995 yılı içinde, sıhhi ve düzenli depolama alanları
oluşturmaya başlar.
* Anadolu yakasında Kömürcüoda/Karakiraz Düzenli Depolama
Alanı hazırlanarak hizmete açılır.
* Aralık 1995'te, yılların ihmaliyle İstanbulluların korkulu
rüyası haline gelen vahşi çöp toplama alanlarını kaldırır.
* İlçe Belediyelerinin topladığı katı atık maddelerinin
sıkıştırılarak hacminin küçültüldükten sonra Düzenli Depolama
Alanlarına dökülmesi amacıyla
* Mayıs 1995'te Yenibosna ve Tuzla'da,
* Ekim 1995'te Halkalı'da,
* Haziran 1996'de Ümraniye'de,
* Temmuz 1996'da Şişli'de olmak üzere 5 adet Katı Atık
Aktarma Merkezi kurulur.
* 1997 ağaç dikim mevsiminden başlayarak, üç yıl boyunca
Büyükşehir Belediyesi'nin "Ağaçlandırma Projesi"
doğrultusunda ağaçlandırma kampanyaları hazırlayarak İstanbul
Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü adına
uygulamaya koyar.
* 2001 yılından itibaren günde bin ton çöpü işleyerek
kompost gübre üreten Kompost ve Geri Kazanım Tesisi ile,
eski Kemerburgaz çöplüğünden elektrik enerjisi ürüten
Çöp Gazından Elektrik Üretim Tesisi'ni işletmesini üstlenir.
|